Kurtlar Vadisi Pusu 49. Bölüm Fragmanı
Devamını okuyun...>>
TÜBİTAK’taki bir çalışma ile dünyanın donmaya dirençli ilk fare türü geliştirildi. Kutupta yaşayan bir balıktan alınan genlerin nakliyle elde edilen fare artı 4 derecede yaşayabiliyor.
Doç. Dr. Haydar Bağış başkanlığındaki ekibin 7 yıllık çalışması sonucunda elde edilen ve ismine “Türk malı buzul ayısı” denilen yeni fare türü, bilim dünyasında büyük bir devrim olarak kabul ediliyor.
Araştırmanın çıkış noktasını, kutup bölgesi buzullarla kaplandığında bütün balıklar yok olduğu halde yaşamaya devam eden bir balık türü oluşturdu.
Kaynak: HÜRRİYET
İçten yanmalı motorlar, dünyamızı tüketmeye başladılar. Küresel ısınma, Dünyada meydana gelen değişimler, artık gözle bile görülebiliyor. Durum böyle olunca yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı daha da önemli hale geliyor.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitliliği sürekli artıyor. Ekonomik ve çevre dostu bu kaynakların en çok bilineni Biyoyakıtlar ilk defa 1992 yılında piyasaya sürüldü. Hurma, mısır, şeker kamışı ve soya gibi bitkilerden biyoyakıt üretilebiliyor. Biyoyakıtlar sayesinde fosil yakıtların çevreye verdiği tahribat azaltılıyor. içerisindeki karbon, bitkilerin havadaki karbondioksiti parçalaması sonucu elde edildiği için, biyoyakıtların yakılması, dünya atmosferinde net karbondioksit artışına neden olmuyor. Bu nedenle, pek çok insan, fosil yakıtlar yerine biyoyakıtların kullanılması gerektiği görüşünü savunuyor.
Her yıl tonlarca atık yağ çevreye ciddi zararlar veriyor. Bu zararları önlemenin tek yolu atık yağları biyodizele çevirmek. Türkiye bu konuda somut bir adım atabilmiş değil. Halbuki, yılda 250 bin ton atık yağın biyodizele dönüştürülmesi halinde 750 bin ton karbondioksit salınımı engelleniyor. Yeni istihdam alanları oluşturuluyor ve 500 milyon Euro değerinde temiz enerji elde ediliyor.
Avrupa Birliği, çevre kirliliğini engellemek için biyoyakıt tüketimini destekliyor. Birlik bu çerçevede, 2020 yılına kadar araçlarda kullanılan yakıtların yüzde 10'unu biyoyakıtların oluşturmasını hedefliyor. Türkiye de pek çok firmayla bu üretime başlamış durumda.
Biyo yakıtın bir ülkeye sağladığı en büyük avantaj, yakıt üretiminde dışa bağımlılığın ortadan kaldırılması. Çünkü, basit bir tarım politikasıyla biyoyakıt üreten bir ülke haline gelmek mümkün.
Dünya’da gerçekleştirilen biyodizel üretiminin yüzde 86'sı kanola bitkisinden sağlanıyor. Ancak maalesef ülkemizde yaygın değil. Üretimin büyük çoğunluğu, hammadde ithalatıyla gerçekleştiriliyor. Bu konuda yapılacak çalışmalar, Türkiye’yi biyoyakıt üreten ve ithal eden bir ülke durumuna getirebilir.
Biyoyakıt üretimi çevresel sorunların azalması için mükemmel bir çözüm olarak görünse de plansız bir üretimin küresel ısınmadan kaynaklanan susuzluğu arttırma ihtimali de var. Uluslararası Su Yönetimi Enstitüsü tarafından yayınlanan bir raporda, Çin ve Hindistan'da geliştirilen yeni biyoyakıt teknolojileri için kullanılacak olan suyun, su kıtlığını artırabileceğine dikkat çekiliyor. Gelişmekte olan ülkelerin, daha fazla tarım alanı için ormanları yok edebileceği üzerinde de duruluyor.
Gelecek 10 yılı enerji üretimi, tüketimi ve küresel ısınma gibi tartışmalarla geçireceğiz. Umarız teknoloji, tükettiği dünyamızı eski haline döndürmede de aynı başarıyı gösterebilir.
Dizi Fragmanlarını Görebilmek için Lütfen Üye Olunuz..
Copyright 2008 Splashpress Media | Converted by eBlog Templates | Blogging Pro Blogger | Designed by Design Disease